top of page
Search

Ben Karakterim. Çok mu egosantrik bir söylem?


“Ben karakterim.” 

İlk duyuşta kulağa nasıl geliyor? 

Çok bireysel, hatta egosantrik mi? 


Bana bazen öyle geliyor. Ama bunun, cümlenin kendi anlamından çok, bugünün algı dünyasıyla ilgili olduğunu fark ediyorum. “Ben karakterim” ifadesini, bu kadar kısa ve bu kadar derin bir anlamla hangi başka cümleyle değiştirebilirdik? Açıkçası aklıma bir şey gelmiyor. Belki bu bir tür geçici körlük, belki de kendime ket vurmam. Ama bu soru beni sözlük karıştırmaya itti. Onu paylaşmak istedim. 


Karakter, TDK’ye göre; “ayırt edici nitelik, bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti” ve “bireyin davranış biçimlerini belirleyen, üstün ana özellik; öz yapı, ıra, seciye, ruh.” 


Felsefede ise şöyle tanımlanıyor – ki tam da burada “Ben karakterim” ifadesinin yerini hiçbir şey tutamazmış gibi geliyor artık: 

“Bireyin kendi kendine egemen olmasını, kendi kendisiyle uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve hareketlerinde tutarlı, sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü.” 


“Ben karakterim” cümlesini söyleyebilmek… 

Zor. Hem de baya zor. 

İnanılmaz bir cesaret gerektiriyor. 

Düşünelim: 


Bu cümleyi kurduğunuz anda, tüm varlığınızdan siz sorumlusunuz. “Ben karakterim” diyen biri, kendi kimliğini, kendi değerlerini ve kendi seçimlerini bilinçli olarak sahiplenir. Bu, başkalarını suçlamak yerine önce kendi payını kabul etme cesareti demektir. Yani: “Eğer bir hata yaptıysam, bunun sorumluluğunu alırım.” diyebilme cesareti. 


Burada “Ben karakterim”, “Ben böyleyim”den tamamen farklı bir yerde duruyor. “Ben böyleyim” cümlesi çoğu zaman, içindeki eğriliği ve olmamışlığı saklamaya çalışan bir perde gibi: 

“Ben böyleyim. Kabul et veya git. Ne yapıyorsam yapıyorum, kimseyi ilgilendirmez.” 

Dedi, gölgelerde saklananlar.  


“Ben karakterim” ise bambaşka bir yerden konuşuyor sanki: 

“Neden böyle olduğumu biliyorum. Böyle olmamın altında şu değerler yatıyor. Bu inançlarla besleniyorum. Kendimi bu değerlerle yazıyorum; siz de benim yazılmış hâlimi deneyimliyorsunuz. Kusursuz değilim. Kusurlarımla varım. Her gün kendimi yazdığımın bilinciyle, yeni öğrenmelerle, yeni değerlerle, yeni inançlarla yeniden ve yeniden yazabilirim. Kaçmıyorum. Buradayım. Eleştirileri alıyorum, hatalarımı kabul ediyorum ve dönüşüyorum.” 


“Ben böyleyim” çoğu zaman “beni böyle kabul et”in arkasına saklanırken, “Ben karakterim” şunu söylüyor: “Evet, benim bir formum var; ama o formun sorumluluğu da bende. Ve öğrenirsem, çalışırsam, yüzleşirsem değişebilirim.” 


Son günlerde, daha çok “Ben karakterim” diyen insanlara ihtiyacımız varmış gibi geliyor. Bilmiyorum siz ne düşünüyorsunuz ama neden böyle düşündüğümü kısaca anlatmak istiyorum: 

Kendini karakter olarak gören insanlar, topluma karşı daha dürüst, daha sorumlu ve daha açıktırlar. Sorumluluktan kaçamazlar, topu başkasına atamazlar, gerçekleri oraya buraya çekiştiremezler. Gerçekler eğilip bükülmez. “Ben karakterim” diyen biri, hem kendi duruşunu netleştirir, hem de toplumsal ilişkilerde daha sağlam bir güven ortamı yaratır. 


Bu yüzden, bana göre “Ben karakterim” bir sorumluluk manifestosu gibi. 


Hem bireysel bir özgürlük, hem de toplumsal bir dürüstlük ve cesaret çağrısı. İlk başta kulağa nasıl gelirse gelsin, bu cümleyle aslında: Kendi hikâyemizi dürüstçe sahipleniyoruz, Ve başkalarını da aynı cesarete davet ediyoruz. Var olmaktan, görünmekten korkmadan; ama görünmek için değil, kendi varlığını sahiplenmek, kendi hikâyeni yazmak ve bunun sorumluluğunu almak için: 

“Ben karakterim.” 

TURUNCU 


 
 
 

Comments


© 2035 by The Artifact. Powered and secured by Wix

bottom of page